Navigator
Facebook
Search
Ads & Recent Photos
Recent Images
Random images
Welcome To Roj Bash Kurdistan 

Don't let them depart us! We are muslim brothers!

A place to talk about domestic politics in Middle East (Iran, Iraq , Turkey, Syria) Also includes topics about Assyrian, Armenian, Chaldean .

PostAuthor: Diri » Tue Dec 19, 2006 5:03 pm

schoolmaster1954 wrote:
cazyun wrote:sounds so easy but haard to establish such union...today these islamic ties are most gone ...its only non arabic islamic states(no iran) like in asia,afrika that its islamic movement is truly strong....

i think it solute many problems but the west power is to strong the western ideologies are more more taking over middle east




:( :o :shock: :? :x :oops: :cry: :!: :?:


What does that mean? That you had an emotional break-down? :shock:
Image
Image
User avatar
Diri
Shaswar
Shaswar
 
Posts: 6517
Joined: Thu May 12, 2005 11:59 am
Location: Norway
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 2 times
Been thanked: 10 times
Nationality: Kurd

Sponsor

Sponsor
 

PostAuthor: schoolmaster1954 » Tue Dec 19, 2006 5:10 pm

Diri wrote:
schoolmaster1954 wrote:
cazyun wrote:sounds so easy but haard to establish such union...today these islamic ties are most gone ...its only non arabic islamic states(no iran) like in asia,afrika that its islamic movement is truly strong....

i think it solute many problems but the west power is to strong the western ideologies are more more taking over middle east




:( :o :shock: :? :x :oops: :cry: :!: :?:


What does that mean? That you had an emotional break-down? :shock:




That is the doom's day. That is the end of everything unless there are some brotherly ties between muslims. :( :cry: :!:
User avatar
schoolmaster1954
Shermin
Shermin
 
Posts: 167
Joined: Sat Dec 16, 2006 8:31 pm
Location: Turkey
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 0 time
Been thanked: 0 time

PostAuthor: Diri » Tue Dec 19, 2006 5:23 pm

schoolmaster1954 wrote:
Diri wrote:
schoolmaster1954 wrote:
cazyun wrote:sounds so easy but haard to establish such union...today these islamic ties are most gone ...its only non arabic islamic states(no iran) like in asia,afrika that its islamic movement is truly strong....

i think it solute many problems but the west power is to strong the western ideologies are more more taking over middle east




:( :o :shock: :? :x :oops: :cry: :!: :?:


What does that mean? That you had an emotional break-down? :shock:




That is the doom's day. That is the end of everything unless there are some brotherly ties between muslims. :( :cry: :!:


Are Kurds your brothers?
Image
Image
User avatar
Diri
Shaswar
Shaswar
 
Posts: 6517
Joined: Thu May 12, 2005 11:59 am
Location: Norway
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 2 times
Been thanked: 10 times
Nationality: Kurd

PostAuthor: schoolmaster1954 » Tue Dec 19, 2006 9:44 pm

Türk Kürt kardeştir ayıranlar kalleştir!



Orhan DEDE

Osmanlı Meclisi mebusan Reisi Ahmet rıza bey, 1922 yılında yazdığı “Batı’nın doğu politikasının ahlaken iflası” adlı eserinde şöyle yazıyor;
“Avrupa’nın Türklere karşı takip ettiği siyasette ahlak mefhumuna asla yer verilmemiştir. Türkiye gibi harbe katılan Macaristan ve Bulgaristan’a neden bir Sevr uygulamadılar? Hıristiyan oldukları için. Avrupa devletleri tarihin hiçbir döneminde Osmanlı ile samimi dostluk tesis etmemişlerdir.”
Batının 1922 yılına kadar değişmemiş olan Türk milletine bakışı, bugün de değişmiş değil. Yine ikiyüzlü, yine sahte dostluk gösterileriyle Türk milletine zarar vermeye devam ediyorlar.

Lozan görüşmeleri sırasında İngiliz Başvekili Lloyd George, Anadolu’yu ele geçirememiş olmanın verdiği kızgınlıkla şunları söyler;
“Türklerin, şimdi hak istedikleri Anadolu’da nesi var? Orada medeniyet vesikası olarak ne kalmışsa Yunan’ın, Roma’nın, Bizans’ındır Türklerin Anadolu’daki evleri sazdan ve kerpiç harabelerden ibarettir. Şimdi böyle bir âlemi veya onun güzel parçalarını Türklere nasıl bırakırsınız?”
Batılıların Türklere bakışlarının geçmişinden bir örnek daha verelim.
ABD eski Başkanı Roosevelt, “Birinci Dünya Savaşı, Batı medeniyetine yabancı olan Osmanlı Türklerinin, Avrupa’dan kovulması ve Balkanlar’ın Müslümanlardan temizlenmesi için başlatıldı... Türker’i Avrupa’da bırakmak Batı medeniyetine karsı işlenmiş bir suçtur” açıklamasında bulunmuştur.

Avrupa ve ABD yani topyekûn batı âleminin bize olan bakış açılarında olumlu yönde hiçbir değişiklik olmamıştır. Batı ülkelerinin politikalarına yön veren insanlarda Haçlı savaşlarına sebep olan kin ve nefret duyguları, aynı gücüyle var olmaya devam etmektedir. Bush’un ağzından dökülen “haçlı savaşı” (crusade) ifadesi dil sürçmesinin değil, haçlı zihniyetinin devam ediyor olmasının sonucuydu.
Nadir olarak sözlerle ifade edilen bu kin ve nefret, asıl etkisini ortaya konulan siyasette ve davranışlarda kendini gösteriyor. Batılı dostlarımızın(!) yukarıda bahsettiğimiz davranışlarına her geçen gün birkaç halka daha ekleniyor.
Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde terörizm uzmanı olan Prof. Toje Bjorge tarafından Şubat 2003’te bir rapor hazırlanmış. Sonra “2011/Türkiye’de İç Savaş” başlıklı bu rapor, İskandinavya Türk Dili Konuşulan ve Komşu Ülkeler Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Sefa Yürükel’e, okuması için verilmiş.
Yürükel’in anlattıklarına göre bu rapor, Türkiye’nin bir iç savaşa sürüklenmesinin nasıl olacağının mükemmel bir planı niteliğinde. Çıkarılan bu iç savaşa Batılı güçler müdahale edecek ve bu şekilde Türkiye’nin haritası değiştirilecek, küçültülüp ve etkisizleştirilmiş olacak.

İngiliz yayın kuruluşu BBC, Diyarbakır olaylarını değerlendirirken “14 Kürt isyancı şüphelisinin asker tarafından öldürülmesi ardından” şeklinde ifadeler kullanması bu planın uygulamaya konulduğunun işareti olmasın sakın.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, gelişmelerden söz ederken Diyarbakır’ı “Güneydoğu Anadolu’nun bölgesel başkenti” olarak nitelemesi de bu plana bağlı olan sözler olabilir.
Bütün bunlar göstermektedir ki, Batı Türkiye’nin parçalanması için birlik ve beraberliğini ortadan kaldırmak için geçmişte olduğu gibi günümüzde de her şeyi yapmaktadır.

Bu hassas günlerde yapılması gereken en önemli şey, birlik ve beraberliğimize her zamankinden çok kıymet verip, Türk milletinin her unsuruyla kenetleşmek ve aramıza sokulmaya çalışılan fitnelere fırsat vermemektir.
Zaman, Prof. Dr. Haydar Baş’ın ifade ettiği “Türk Kürt kardeştir, ayıranlar kalleştir” sözü etrafında bir ve beraber olma zamanıdır.
User avatar
schoolmaster1954
Shermin
Shermin
 
Posts: 167
Joined: Sat Dec 16, 2006 8:31 pm
Location: Turkey
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 0 time
Been thanked: 0 time

PostAuthor: schoolmaster1954 » Tue Dec 19, 2006 10:20 pm

Türk'e kılıç çektirmem

Şeyh Said destek istediğinde, Said Nursi şöyle demişti: "Türk milleti asırlarca İslam'ın bayraktarlığını yapmıştır. Onlara karşı kılıç çekilmesine izin vermem..

Said Nursi 1923'ün mayıs ayında sadece Ankara'yı değil eski yaşamını da geride bırakarak Van'a gelmişti. Artık yeni bir Said olacaktı. İki yıl boyunca yazları Van'ın Çoravanis köyünde ve Erek dağındaki bir manastır harabesinde geçirdi. Kış aylarında Van'da oturan kardeşi Abdülmecid'in yanına gidiyordu. Kendini dini düşünceye ve derslerine vakfetmişti. Savaş arkadaşı Ali Çavuş ve Molla Hamid ona hem talebelik ediyor, hem de yardımcı oluyordu.

SİYASET YAKASINI BIRAKMADI
Molla Hamid o günlerle ilgili anılarını anlatırken birkaç ilginç noktaya değinmiştir. Mesela bir keresinde hocası şöyle demişti: "İstanbul'dayken arkadaşlarım beni takip etmiş. 'Bakalım söylediği gibi mi davranıyor' diye... Sonunda benim özü sözü bir insan olduğumu anlamışlar. İstanbul'da onca sene kaldım, bir kere dahi kadınlara bakmadım." Bir başka gün ise Van gölündeki Akdamar adasına uzun uzun bakmış ve kendinden emin bir biçimde, "Şu adada 10 yıl boyunca 50 talebe yetiştirsem, İslam'ı bütün dünyaya yayabilirim" demişti. Bu iki olayı birbirine bağladığımızda şunu görüyoruz: Said Nursi dünyevi zevklerden uzak durarak, bütün enerjisini kendi İslam yorumuna verecekti. Zaten öyle de oldu. Said Nursi içine kapanmıştı ama tarih devam ediyordu. 3 Mart 1924'te Hilafet kaldırılmıştı. Din yerine milliyetçiliği öne çıkaran, laikliğe doğru ilerleyen yeni rejim Kürt grupların hoşuna gitmiyordu. İsyan hazırlıkları vardı. Günün birinde Kürt aşiret ağalarından, zamanında İkinci Abdülhamid'in kurduğu Hamidiye Alayları'nda görev yapmış olan Kör Hüseyin Paşa kapısını çaldı.

"TÜRK İLE KÜRT KARDEŞTİR"
Said Nursi'ye para getirmişti. "Adamlar ve silahlar hazır; emrini bekliyoruz" diyordu. Niçin? "Mustafa Kemal ile savaşmak için!" Bediüzzaman köpürmüştü: "Asker vatanın evladıdır. Senin benim akrabamdır. Müslüman Müslüman'a silah çeker mi?" Kör Hüseyin Paşa fena halde bozulmuştu. "İtibarımı beş para ettin" diye söyleniyordu. Said Nursi geri adım atmıyordu: "Kullar arasında beş para ol. Allah katında makbul ol." Ayaklanmaya hazırlanan Kürt gruplar Said Nursi'nin manevi gücünü arkalarına almak istiyordu. Derken Şeyh Said'den bir mektup geldi. Özetle "İsyanımızda bize yardım edin" diyordu. Said Nursi yine bir mektupla ona cevap verdi: "Türk milleti asırlardan beri İslam'ın bayraktarlığını yapmıştır. Bu yolda çok şehit vermiştir. Böyle bir milletin torununa kılıç çekilmez. Biz Müslümanız. Türk-Kürt birdir, kardeştir. Bizim asıl büyük düşmanımız cehalettir. Teşebbüsünüz bir işe yaramaz. Olan masum insanlara olur." Tabii Şeyh Said, adaşına kulak asmadı. Dini temalarla, Ağlasun Çeltikçi İstanbul Isparta Ankara Yakaören temalarla, Kürtçülük temalarının iç içe geçtiği ayaklanma 13 Şubat 1925'te başladı. Asiler Elazığ kentini ele geçirdi. Ardından Diyarbakır'a doğru indiler. Ankara hükümeti olayın 'yerel' olduğunu düşünüyordu. Ancak isyan yayıldı. Bunun üzerine Fethi Okyar başbakanlıktan gitti, yerine İsmet İnönü geldi. Takrir- i SükKanunu devreye girdi. Devlet bir yandan bütün

gücüyle Şeyh Said'in üstüne giderken, diğer yandan ülkenin diğer bölgelerindeki, özellikle de İstanbul'daki muhalefeti susturdu. Sonuçta Şeyh Said yakalandı ve idam edildi. Said Nursi açısından tarih tekerrür ediyordu. Hem Kürt'tü, hem de din adamı. Aynı 31 Mart'taki gibi, değil isyana katılmak, tersine engellemeye çalışmasına rağmen hükümetin kararı ona da uygulandı: Diğer Kürt ileri gelenleri gibi o da Batı'ya gönderilecekti. 1926'nın şubat ayında askerlerin eşliğinde yola çıktı. Önce Erzurum'a, sonra da Trabzon'a geldiler. Gemi ile İstanbul'a vardılar. Said Nursi bir süre İstanbul'da kaldı. Sonra tekrar gemiye binip İzmir'e, ardından da Antalya'ya ulaştı. Yedi ayı burada yaşadı. Ardından Burdur'a götürüldü.

MAREŞAL KORUMAYA ÇALIŞTI
Bu dönemde Said Nursi siyasetten uzaktı. Sadece okuyor, düşünüyor, ibadet ediyor ve dersler veriyordu. Ancak bu kadarı da yönetimde rahatsızlık uyandırıyordu. Mesela Burdur valisi, Bediüzzaman'ı Mareşal Fevzi Çakmak'a şikâyet etmişti: "Bizi dinlemiyor, din dersleri veriyor." Mareşal "Ona ilişmeyin, bir zararı olmaz" demişti ama devletin kuşkusu devam etmekteydi. Sonunda Said Nursi, Burdur'dan alındı ve Isparta'nın Eğirdir ilçesine götürüldü. Burada jandarma eşliğinde Eğirdir gölü yelkenli bir kayıkla geçildi ve Barla'ya ulaşıldı. Bediüzzaman, Barla'ya vardığında bir elinde içinde çay demliği, iki üç bardak, bir seccade bulunan bir sepet; diğer elinde ise bir Kuran vardı. Bir de parmağında gümüş yüzük... Tüm eşyası bundan ibaretti. Artık zorunlu olarak burada oturacaktı. Takvimler 1927'nin mart ayını gösteriyordu. Barla'da, Said Nursi'ye bağlı olan kişilerden biri de marangoz Mustafa Çavuş'tu. Bediüzzaman için bir ağacın üstüne küçücük bir kulübe yaptı. Said Nursi burada hem ibadet ediyor, hem de tefekküre dalıyordu. Said Nursi yıllarca Barla'da kaldı. Fikirlerini kah kendi kaleme alıyor, kah Şamlı Hafız Tevfik, Hafız Halit, Muallim Galip Bey gibi talebelerine yazdırıyordu. Önce 'Sözler' isimli kitabını tamamladı. Ve ilk kez çalışmalarına 'Risale-i Nur' adını koydu. (Ara notu: Risale kelimesinin iki anlamı vardır: 1. Mektup, 2. Küçük kitap. Her iki anlam da bu yazılar için geçerlidir. Çünkü Said Nursi sadece 'kitap' değil, 'mektup'lar da yazmıştır ve külliyata tümü dahildir.)

12 SAATTE 150 SAYFALIK KİTAP
Risale-i Nur'un yazılış süreci de ilginçti. Mesela Hz. Muhammed'in ortaya koyduğu 'mucize'yi anlattığı 19'uncu Mektup, 12 saatte yazılmıştı. Said Nursi talebeleriyle birlikte dağda bayırda dolaşıyordu. Yağmur yağdığında bir şemsiyenin altına sığınıyorlardı. Hoca söylüyor, talebeleri bunu kayda geçiriyordu. Bediüzzaman sıra dışı hafızasıyla, hiçbir kitaba başvurmadan 'alıntıları' belleğinden yazdırıyordu. Böylece ortaya 150 sayfalık bir kitap çıkmıştı. Daha sonra Said Nursi yazılanları okuyup düzeltiyordu. Ayrıca kendisine gönderilen mektuplarda sorular oluyordu. Said Nursi bunlara da cevap veriyordu. Böylece Barla'da, bugün 'Nur Hareketi' diyeceğimiz oluşum başlamış oldu.
Emre AKÖZ- Nevzat ATAL
User avatar
schoolmaster1954
Shermin
Shermin
 
Posts: 167
Joined: Sat Dec 16, 2006 8:31 pm
Location: Turkey
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 0 time
Been thanked: 0 time

PostAuthor: schoolmaster1954 » Tue Dec 19, 2006 10:33 pm

İz Bırakanlar
İrfan Özfatura Ahmet Sırrı Arvas
14 Aralık 2006 Perşembe mailto:ahmetsirri.arvas@tg.com.tr

Tarihe geçen tarihçi İdris-i Bitlisi

İdris-i Bitlisi adı üzerine Bitlislidir. Babası Şeyh Hüsameddin Ali, uzun yıllar Uzun Hasan’a nişancılık yapar. Nişancı deyince aklınıza okçu, tüfenkçi gelmesin, göze ve kulağa hoş gelecek şekilde divan zabıtlarını tutar. Arabiye, Farisiye olan vukufiyeti ile tanınır, tefsir ve tesavvuf hakkında eserler hazırlar.
Zaten o yıllarda Diyarıbekr ve Tebriz âlim kaynar, işte Mevlânâ İdris bu münbit iklimde boy atar. Molla Cami gibi bir zirvenin sohbetlerinden inci mercan toplar.
O da babası gibi Akkoyunlu sarayında münşilik (kâtiplik) yapar. Yakup Bey onu çok beğenir, ardından gelen hükümdarlar (Rüstem ve Elvend Bey) okutsun diye çocuklarını Bitlisli İdris’e yollarlar. Derken Şah İsmail yöreyi istila eder, Akkoyunlular dağılırlar.
İdris-i Bitlisi gibi bir devlet adamına Tahran’ın da ihtiyacı vardır ama o çeker çarıklarını İstanbul’a koşar, Osmanlının emrinde olmayı yeğ tutar.
2. Bayezid, âlimin kıymetini bilir onu kapılarda karşılar. Kaldı ki bir vak’anüvis lâzımdır ki, ondan iyisini arasa bulamaz. İdris-i Bitlisi 30 ay gibi kısa bir zamanda Heşt Behişt adlı manzum eseri tamamlar, sultana sunar. Sekiz Osmanlı sultanını anlatan Heşt Behişt 80 bin beyittir ama rastgele seçilen satırlar bile cevahir gibi parıldar.

Lebbeyk
Sarayda çekemeyenler daima ola gelmiştir, ona da tavır koyar, ihsanı şahaneyi vermemek için bin bahane bulurlar. Mevlânâ İdris’in parayla pulla işi olmaz, hakkını hazineye bağışlar, Harameyn’e doğru yola çıkar.
Mukaddes yolculuk esnasında İskenderiye ve Kahire’de konaklar, Memlûk hükümdarı Kansu Gûri ile tanışırlar. İbrahim Gülşeni hazretlerinin huzurunda arınır yıkanır, deryalara dalar.
Mekke’de harikulade haller yaşamış olmalıdır, mükerrem beldeden ayrılamaz. Ancak o günlerde tahta çıkan Yavuz’dan “gel” emr alınca dakika durmaz. Zira ikisinin de hedefleri vardır, Müslümanları dağınıklıktan kurtarmanın yollarını ararlar. Nitekim Safeviler ve Memlûklar hakkında bildiklerini anlatır, Orta Doğu’ya has incelikleri fısıldar.
O günlerde dengeler altüst olmuş, çizgiler birbirine karışmıştır. Anadolu’daki bazı Türk boyları Şii dailerin propagandasına kanarken, İran’ın eli altındaki Sünni Kürtler İstanbul’a yakın dururlar. İşe bakın Türkmenler Şaha destek verir, Kürtler Padişahın yanında olurlar.
Tebriz’i Safevîlerin başkenti yapan Şah İsmail, Şiraz ve Bağdad’ı ele geçirince çok can yakar. Ardından Özbek Hanı Şeyhânî’nin üstüne yürür, Merv Savaşını kazanıp Asya’ya yayılırlar.
Neticede yollar Çaldıran’a çıkar. Mevlana İdris, Yavuz Selim’le omuz omuza çarpışır, zafer kazanıldı diye de oturmaz. Verdiği vaaz ve nasihatlerle halkı kazanmaya bakar. Sultanın hiçbir emrine hayır demez, o kadar meşguliyeti arasında bir de “Tebriz Karakol Komutanlığı” yapar.
Yöre henüz durulmuş değildir, ufacık kıpırtıları bile dikkatle izler, hadiselere dallanıp budaklanmadan el koyar. Kopacak fitnenin farkındadır, Yavuz’un tedbirli olmasını sağlar.
Nitekim Şah’ın daileri, gider taa Anadolu’nun ortasında, Akdeniz havzasında isyan (Şahkulu) çıkarırlar, üzerlerine gelen askerlere karşı da muvaffak olurlar.
O hengamede Şah İsmail’in kardeşi Karahan, Bitlis ve Diyarbakır’ı ele geçirir, Sünni halka görülmemiş eziyetler yapar. Safeviler 50 bin cana kıyar, camilerde Hazret-i Ebubekir, Ömer ve Osman’a (radıyallahu anhüm) lânet okurlar.
Yavuz Selim, Bıyıklı Mehmet Paşayı Diyarıbekr üzerine yollar, İdris-i Bitlisi topladığı 10 bin gönüllü ile Osmanlı ordusuna güç katar. Karahan paniğe kapılıp, Mardin’e kaçar, ama peşini bırakmazlar. Hem onu yakalar, hem de Mardin’i Osmanlı sınırlarına katarlar.
Ortalık durulunca İdris-i Bitlisi hazretleri yöredeki Kürt emirlerini tek tek dolanır, onlara Yavuz’un nasıl mert, yiğit ve sözünün eri olduğunu anlatır. Beyler, bu güler yüzlü, tatlı dilli âlimin kendisi için bir şey istemediğini anlar, ihlasına inanırlar.
Sadece iki ay içinde Bitlis, Urmiye, İmadiye, İtak, Cizre, Eğil, Hizan, Garzan, Palu, Siirt, Hısn-ı Keyfa, İmadiye, Pertek, Çemişgezek, Meyyafarakin, Malatya, Besni ve Harput emirleri Osmanlı’ya bağlanır, Suran, Atak, Sason, Sincar, Çermik aşiretleri de onlara katılırlar.
Ki böyle bir gelişme benim diyen ordularla bile başarılamaz. Yavuz, bu hizmetin altında kalmaz, “Kazaskerlik” rütbesi ile taltif eder ki artık Diyarıbekr havalisini ondan sorarlar.
İdris-i Bitlisi durmaz, gider Urfa ve Musul emirleriyle görüşür, onları da Memlûklardan koparır, Osmanlı’ya bağlanmalarını sağlar. Hısn-ı Keyfa’yı Eyyubi hanedanından Halil Beye bağışlayınca, İstanbul adına büyük puan toplar.
Hasılı o günden sonra Kürtler 330 yıl sadakat ve sükunet içinde yaşar, ilk kez “Tanzimat Fermanı” ile huzursuz olurlar. Şimdi bazı bölücü yazarlar İdris-i Bitlisi hazretlerine ateş püskürüyor, onu “iş birlikçilikle” suçluyorlar. İyi ki İstanbul ile iş birliği yapmışlar, yoksa Şahın zulmüne düçar olacaktılar.

Müminler kardeştir
Mâlum, Osmanlılar “İslâm hukukuyla çatışmamak kaydıyla” örf ve âdetlere karışmaz, kültürleri zenginlik sayar, eritmeye çalışmazlar. Türk, Kürt, Arap, Acem, Boşnak, Hırvat fark etmez, kavmiyetçilik yapılmaz. Kelime-i şehadet getiren “asıl unsur”dur, getirmeyenler “azınlık”tırlar. Hoş, Osmanlı azınlıkların da (zimmîlerin) hakkını hukukunu kollar.
Unutmadan söyleyelim İdris-i Bitlisi hazretleri Çaldıran’ın ardından Mercidabık ve Rıdaniye Zaferlerinin altyapısını hazırlar, İstanbul’un hilafet merkezi olmasını canı gönülden arzular.
Hayatı böylesine hareketli geçmesine rağmen 28 mükemmel eser kaleme alan İdris-i Bitlisi ahir ömründe Eyyûbsultan sırtlarını mekân tutar.
Oğlu Mehmed Efendi de âlim ve şairdir, “Fazlî” mahlâsı ile ciddi eserlere imza atar.
Kabri hayatı gibi mütevazıdır, Bülbülderesi’nde hanımı Zeynep Hatun’un yaptırdığı mescidin haziresinde yatar.
User avatar
schoolmaster1954
Shermin
Shermin
 
Posts: 167
Joined: Sat Dec 16, 2006 8:31 pm
Location: Turkey
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 0 time
Been thanked: 0 time

PostAuthor: schoolmaster1954 » Tue Dec 19, 2006 11:04 pm

Son Osmanli Meclis-i Mebusaninin zabitlarindan (19 Subat, 1919):
Abdülaziz Mecdi Efendi (Karesi): "... Bundan maksat Türk, Kürt, Lâz, Çerkes gibi anasir-i muhtelife-i Islamiyedir. Bu böyle midir? ("Hayhay böyledir" sedalari, alkislar). Eger Türk kelimesinin manasi bu degilse, rica ederim, burada nutuk iradedildikçe Türk tabiri yerine anasir-i Islamiye densin..."

Riza Nur Bey: "Öyledir."

Hüseyin Bey (Erzurum): "Hatta yahudiler bile dahildir."

Mecdi Efendi (devamla): "Türk kelimesinin manasini Meclis bu suretle tefsir ve serhedip efkâr-i umumiyeye arzettikten sonra 'ben Kürdüm' diyen bazi zavatin hatirina hiçbir sey gelmez ve yahut gubar-i siyasi kondurmamak için Türk, Kürt, Lâz, Çerkes veyahut anasir-i Islamiye gibi tabirat kullanalim."

Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi açilis konusmasindan (23 Nisan, 1920):
Mustafa Kemal Pasa: "... Fakat bu hudud-u milli dahilinde tasavvur edilmesin ki anasir-i Islamiyeden yalniz bir cins millet vardir. Çerkes vardir ve anasir-i Islamiye-i saire vardir. Iste bu hudud memzuç [karismis] bir halde yasayan, bütün maksatlarini, bütün manasiyla tevhid etmis olan kardes milletlerin hudud-u millisidir ("Hepsi Islamdir, kardestir" sesleri). Bu hudut meselesini tesbit eden madde içerisinde büyük bir esas vardir. Fazla olarak o da bu vatan hududu dahilinde yasayan anasir-i Islamiyenin herbirinin kendine mahsus olan muhitine, âdatina, irkina mahsus olan imtiyazati bütün samimiyetle ve mütekabilen tasdik etmistir. Bittabi buna ait teferruat ve tafsilat yoktur. Çünkü bu tafsilat ve teferruata girmenin zamani degildir. Insa'Allah mevcudiyetimiz tahlis edildikten sonra ("Insa'Allah" sedalari) kardesler beyninde [arasinda] hall-ü fesledileceginden birakilmis ve teferrüata girilmemistir. Fakat esas olarak bu madde mündemiçtir [içeriktedir]."
--------------------------------------------------------------------------------

©1992 anadolu
This article can be reproduced provided that full credit is given to anadolu
Bu yazi anadolu'ya atif yapilmak kaydiyla kopyalanabilir.
User avatar
schoolmaster1954
Shermin
Shermin
 
Posts: 167
Joined: Sat Dec 16, 2006 8:31 pm
Location: Turkey
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 0 time
Been thanked: 0 time

PostAuthor: zurderer » Wed Dec 20, 2006 3:43 pm

am sorry, but if you are a "muslim brother" you would listen to what Kurds want: Kurdistan...


which party you are talking? Most fundemantalist kurdish nationalist party is DTP, they are not supporting independence, and they are not getting majority of kurdish votes. I dont see a large kurdish independence wish.(At least in Turkey.)

Turks would never have won the war against the British without the help of the Kurds...


Turks could not win war against UK with kurdish help too.

War was against greeks, and dont over estimate kurdish help at western front.

True, kurds helped much at eastern front(against armenians), but They did not much alternatives.

If kurds did not helped Turks, half of Turkey kurdistan would become armenistan.

So Infact It is turks who helped kurds for their lands. After independence war is totally different thing. Nationalism of Turkey is a known fact.

Kurds were stupid - they helped Turks... And then Turks oppressed them and still do till this day...


so what were alternatives they have? to give half of their land to armenians? Sorry but, kurds did not helped free.

anyway, That brothership is dying, let be realist. Both kurdish and turkish nationalism is still rising. If there would be a division between Turks and kurds, It is better that we finish job peacifully.(Dividing land, population exchange ext.)

If kurds want independence so much, Turkey have no power to stop them.(As I said before, still wish for independence is limited.)

zurderer
Ashna
Ashna
 
Posts: 937
Joined: Thu Feb 09, 2006 7:39 pm
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 0 time
Been thanked: 0 time

PostAuthor: schoolmaster1954 » Wed Dec 20, 2006 4:52 pm

zurderer wrote:
am sorry, but if you are a "muslim brother" you would listen to what Kurds want: Kurdistan...


which party you are talking? Most fundemantalist kurdish nationalist party is DTP, they are not supporting independence, and they are not getting majority of kurdish votes. I dont see a large kurdish independence wish.(At least in Turkey.)

Turks would never have won the war against the British without the help of the Kurds...


Turks could not win war against UK with kurdish help too.

War was against greeks, and dont over estimate kurdish help at western front.

True, kurds helped much at eastern front(against armenians), but They did not much alternatives.

If kurds did not helped Turks, half of Turkey kurdistan would become armenistan.

So Infact It is turks who helped kurds for their lands. After independence war is totally different thing. Nationalism of Turkey is a known fact.

Kurds were stupid - they helped Turks... And then Turks oppressed them and still do till this day...


so what were alternatives they have? to give half of their land to armenians? Sorry but, kurds did not helped free.

anyway, That brothership is dying, let be realist. Both kurdish and turkish nationalism is still rising. If there would be a division between Turks and kurds, It is better that we finish job peacifully.(Dividing land, population exchange ext.)

If kurds want independence so much, Turkey have no power to stop them.(As I said before, still wish for independence is limited.)


I heard surprising expressions from a Kurdish mouth. Do you really think to save your country with helping Turks against Armanians? WOOOOOOOOOOOOWWWWWWWWWWWWWWWW!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
User avatar
schoolmaster1954
Shermin
Shermin
 
Posts: 167
Joined: Sat Dec 16, 2006 8:31 pm
Location: Turkey
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 0 time
Been thanked: 0 time

PostAuthor: cazyun » Wed Dec 20, 2006 5:13 pm

zurderer has a point over there...

cazyun
Shermin
Shermin
 
Posts: 234
Joined: Tue Nov 21, 2006 8:18 pm
Location: BMWistan
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 0 time
Been thanked: 0 time

PostAuthor: Diri » Wed Dec 20, 2006 10:15 pm

schoolmaster1954 wrote:
zurderer wrote:
am sorry, but if you are a "muslim brother" you would listen to what Kurds want: Kurdistan...


which party you are talking? Most fundemantalist kurdish nationalist party is DTP, they are not supporting independence, and they are not getting majority of kurdish votes. I dont see a large kurdish independence wish.(At least in Turkey.)

Turks would never have won the war against the British without the help of the Kurds...


Turks could not win war against UK with kurdish help too.

War was against greeks, and dont over estimate kurdish help at western front.

True, kurds helped much at eastern front(against armenians), but They did not much alternatives.

If kurds did not helped Turks, half of Turkey kurdistan would become armenistan.

So Infact It is turks who helped kurds for their lands. After independence war is totally different thing. Nationalism of Turkey is a known fact.

Kurds were stupid - they helped Turks... And then Turks oppressed them and still do till this day...


so what were alternatives they have? to give half of their land to armenians? Sorry but, kurds did not helped free.

anyway, That brothership is dying, let be realist. Both kurdish and turkish nationalism is still rising. If there would be a division between Turks and kurds, It is better that we finish job peacifully.(Dividing land, population exchange ext.)

If kurds want independence so much, Turkey have no power to stop them.(As I said before, still wish for independence is limited.)


I heard surprising expressions from a Kurdish mouth. Do you really think to save your country with helping Turks against Armanians? WOOOOOOOOOOOOWWWWWWWWWWWWWWWW!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


Zurderer is TURKISH... Not Kurdish, Schoolmaster...
Image
Image
User avatar
Diri
Shaswar
Shaswar
 
Posts: 6517
Joined: Thu May 12, 2005 11:59 am
Location: Norway
Highscores: 0
Arcade winning challenges: 0
Has thanked: 2 times
Been thanked: 10 times
Nationality: Kurd

Previous

Return to Middle East

Who is online

Registered users: Bing [Bot], Google [Bot]

x

#{title}

#{text}